DEPREMLERİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
- Fatma Zehra KARATAŞ

- 7 Oca 2023
- 2 dakikada okunur

DEPREMİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Ülkemiz bölgesel olarak deprem tehlikesiyle karşı karşıya olduğu için depremlere hazırlıklı olmak gerekir.
Peki, bu hazırlıklar nedir?
Deprem çantası, evdeki eşyaların doğru konumlanması ve sabitlenmesi oldukça önemliyken, psikolojik olarak da hazır olmak gerekir. Deprem öncesinde çocuklarımızı bilinçlendirmeli ve korkutmadan yaklaşılmalıdır. Depremin nasıl meydana geldiğini ve önlemler alındığı taktirde hiçbir zarar görmeyeceğimizi bildirmemiz gerekir. Tüm bunlar oldukça önemli, atlanmaması gereken etmenlerdir.
Depremi yaşayan, gören veya enkaz altında kalan çocuklar belli psikolojik sorunlar yaşarlar. Bizler de tam olarak bu psikolojik sorunlara değinip, depremlerin çocuklar üzerindeki etkisini konuşacağız.
Uzman Aile Danışmanı Betül Altınok bu konuyu maddeler halinde ele almaktadır:
“Deprem sonrası çocuklarda bıraktığı etki çocukların yaşlarına göre değişiklik gösterir.”
Depremin çocuklarda bıraktığı etkiler enel hatları şu şekilde tanımlanmaktadır:
-Alt ıslatma
-Parmak emme
-Ayrılık anksiyetesi
-Sosyal içe dönüklük
-Tırnak yeme
-Bedende somatik bir ağrı
DEPREM SONRASI GEREKLİ YAKLAŞIM
Uzman Aile Danışmanı Betül Altınok çocuklar özelinde deprem sonrası yaklaşımı şu şekilde açıklar:
Çocuk ailesi ile yatmak, güvende olduğunu hissetmek isteyebilir. Bu sebeple aileyle geçireceği her anı kontrol etmek, istediği gibi yöneltmek isteyebilir.”
Çocukların yaşadığı sürecin travmatik anılara dönmemesi için uzman ve aile ortak etkileşim için ilerlemelidir.
Çocukların duygularını ve kaygılarını anlamlandırarak yansıtmak, süreç içerisinde “Seni anlıyorum, seni duyuyorum, kaygını görebiliyorum” duygularını içerir.
Unutmayalım ki, çocuklar her duygularını yansıtamazlar. Çocuklarımıza ayna olup, duygularımızı yansıtarak süreci kolaylaştırabiliriz.
Bir diğer önemli durum ise deprem bölgesinde olmasa bile çevresinde konuşanların, haberlerde görmemesi gereken görüntülerin ve seslerin duyulması çocuklarda travmatik etkiler doğurur. Buna kendimden örnek verebilirim: 1999 Gölcük Depremi’nde ben 9 yaşındaydım. Deprem bölgesinde değildim ama haberlerde gördüğüm (ceset torbaları) ve duyduğum sesler (kimse yok mu? Beni duyan yok mu?) beni uzun zaman etkisinde bırakıp, korkmama neden olmuştu.
Çocukluk, gelişim süreçlerimizden en hassas dönemimizdir. Tüm temeller bu evrede tamamlanır. Çocuk neyi görürse, onu öğrenir ve geleceği yaşantısıyla şekillenir. Evet, biz yetişkinler bazen yetişemeyebiliriz, eksikliklerimiz olabilir ama en azından yaşadıkları olaydan sonra travmalarını çözmelerinde onlara yardımcı olmak, güvende ve yalnız olmadıklarını hissettirmek önemli bir süreçtir.
Her çocuk biriciktir. Bu yüzden çocuğun yaş grubuna göre oyun terapisti, ergen terapisti ile sürece başlanabilir. Terapi süreçleri danışmanın hangi ekoller ile çalıştığına göre değişiklik göstermektedir.
Not: Özel gelişim gösteren çocuklarımızda, oyun terapisi alabilirler.
Fatma Zehra Karataş Güneş
EDİTÖR: BURAK ALTINOK



Yorumlar